İş Gücü Piyasalarındaki Centilmenlik Anlaşmalarının Özel Hukuktaki Yansımaları
Giriş
İş gücü piyasalarındaki rekabet hukuku uygulamaları, teşebbüslerin ve IK birimlerinin iş yapış şekillerini önemli ölçüde etkiledi. Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) yakın dönem kararlarında iş gücü piyasalarındaki endişelerin derinleştiğini görmekle birlikte, yürütülen sektörel soruşturmalara iş gücü kaynaklı endişelerin de kolaylıkla eklemlenebildiğini görmekteyiz. İşverenler arasındaki çalışan ayartmamaya yönelik centilmenlik anlaşmalarının, ücret veya yan hakların tespitine yönelik işbirliklerinin veya istihdam koşullarına ilişkin rekabete duyarlı bilgi değişiminin yoğun bir denetim altında olması Kurul’un kararlarına yansıdığı üzere, ağır idari para cezaları ile neticelenmektedir. Öte yandan, işverenlerin rekabet karşıtı eylemleri nedeniyle idari para cezası yaptırımıyla karşı karşıya kalmalarına ek olarak, bu eylemler özel hukuk bakımından da çeşitli sorumluluklar doğurabilir. Bu makalede, iş gücü piyasalarındaki rekabet hukuku ihlallerinden doğabilecek tazminat sorumluluğu tartışılacaktır.
İş Gücü Piyasalarındaki Centilmenlik Anlaşmalarının Niteliği
Çalışanların iş sözleşmesi altında sarf ettikleri emeğin karşılığı olarak işverenlerce sağlanan ücret ve diğer çalışma koşulları, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun” veya “Kanun”) 4. maddesi kapsamında fiyatı oluşturan maliyet ve/veya alım şartı olarak değerlendirilmektedir.[1] Bu yaklaşımla, ücret ve diğer çalışma koşullarının tespitine yönelik anlaşmalar 4054 sayılı Kanun’un aynı hükmü uyarınca amaç bakımından hukuka aykırı ve yasak kabul edilen bir rekabet ihlali teşkil etmektedir.[2] Bu anlamda Rekabet Kurumu, amaç bakımından ihlal teşkil eden ücret tespiti anlaşmaları kartel olarak kabul etmekte[3], bu yaklaşımını da Kurul kararlarıyla desteklemektedir.
Benzer şekilde, çalışan ayartmama anlaşmaları da sağlayıcı/müşteri paylaşımı anlaşmalarıyla aynı çerçevede değerlendirilmekte ve kartel olarak kabul edilmektedir. [4] Nitekim Kurul; çalışan
ayartmamaya ilişkin anlaşmaların; işgücü pazarının alım tarafında emek gibi nihai ürün/hizmet bakımından önemli bir girdinin sağlayıcısı olan çalışanların paylaşılması anlamına geldiğini tespit etmekte ve kartel teşkil ettiğini değerlendirmektedir.[5] Benzer şekilde Kurul, kararlarında da personel transferinin engellenmesine yönelik rakipler arasındaki centilmenlik anlaşmalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini amaç bakımından ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. [6]
İş Gücü Piyasasındaki Centilmenlik Anlaşmaları Tazminat Sorumluluğu Doğurur mu?
Rekabet hukukunun ihlalinden doğan sorumluluk hem doktrin hem de yargı kararları ışığında haksız fiil sorumluluğuna işaret etmektedir. Rekabet hukuku ihlalinden doğan haksız fiil sorumluluğunun unsurları, esas olarak 4054 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) haksız fiil hükümlerinin birlikte uygulanması sonucunda belirlenmektedir. Haksız fiil sorumluluğu bağlamında 4054 sayılı Kanun, TBK karşısında özel kanun niteliğinde olduğundan rekabet hukukunun ihlalinden kaynaklanan tazminat taleplerinde öncelikle uygulama alanı bulur.[7]
Türk hukukunda rekabet hukuku ihlalinden doğan haksız fiil sorumluluğunun temel unsurları arasında; hukuka aykırı bir rekabet hukuku ihlalinin bulunması, zararın meydana gelmesi, ihlal ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve ihlalde bulunan teşebbüsün kusurlu olması aranır.
İş gücü piyasalarındaki rekabet hukuku ihlalleri bakımından bir tazminat sorumluluğunun ileri sürülebilmesi için bu dört unsurun karşılandığını açıkça ortaya koymak gerekir.
Haksız Fiil Sorumluluğunun Koşulları Karşılanıyor mu?
Hukuka Aykırılık ve Kusur Sorumluluğu
Türk hukukunda rekabet hukuku kaynaklı tazminat davası açılabilmesi için Kurul tarafından verilmiş bir ihlal kararının bulunması zorunlu olmasa da uygulamada ihlalin varlığının ispatı bakımından Kurul kararları en güçlü delil olarak dikkate alınır.
Bunun yanında, kartel niteliğindeki centilmenlik anlaşmalarının hukuka aykırılık unsurunu taşıyan bir rekabet hukuku ihlali niteliği taşıdığı açıktır. Yine, amaç bakımından ihlal teşkil eden centilmenlik anlaşmalarında teşebbüslerin kusurlu hareket ettiklerini ortaya koymak mümkündür.
İş gücü piyasalarındaki centilmenlik anlaşmalarında hukuka aykırılık ve kusur unsurları görece kolay şekilde ortaya konulabilmekle birlikte, tazminat sorumluluğu bakımından asıl tartışma, zararın varlığının ve kapsamının tespiti ile ihlal ile zarar arasındaki illiyet bağının ispatı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Zarar Görenler, Zararın Varlığının İspatı, İhlal ile Zarar Arasında Uygun İlliyet Bağı
4054 sayılı Kanun m. 57 uyarınca, Kanun’a aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayan herkes, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur; zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.
Tazminat hakkını düzenleyen m. 57’deki, “zarar” ya da “zarar görenler” kavramı Kanun’da tanımlanmamıştır. Ayrıca, “zarar görenler” ifadesi yalnızca rakip teşebbüslerle de sınırlı tutulmamıştır. Dolayısıyla, iş gücü piyasasında rekabeti kısıtlayan teşebbüslerin çalışanlarının zarar görenler olarak nitelendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki; çalışan ayartmama, ücret ve diğer çalışma koşullarının tespitine yönelik ihlalden doğrudan ve birinci derecede etkilenen taraf da çalışanlardır.
Kurul; çalışan ayartmama gibi teşebbüslerin emek girdisi üzerinde rekabet etmekten karşılıklı olarak vazgeçtikleri iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlama amacı taşıyan anlaşmaların hem bu piyasada hem de nihai ürün pazarlarında olumsuz etkilere sebep olduğunu belirtir.[8] Bu anlaşmaların nihai ürün pazarındaki etkilerini ölçümleyebilmek güç olsa da iş gücü piyasasında doğrudan çalışanların gördüğü zararı iddia etmek mümkün olabilir.
Somut örneklerden gidildiğinde, iş gücü piyasalarına ilişkin Kurul kararlarında rastlanan delillerle; çalışan geçişine konu teşebbüsün “off limits” olması, centilmenlik anlaşması bulunması nedeniyle adayın niteliğinden bağımsız görüşme yapılamayacağı, aday başvurularının centilmenlik anlaşması gerekçesiyle süreç dışı bırakılması, iş görüşmesi sürecinin ileri aşamalarında adayın centilmenlik anlaşması gereği süreç dışına çıkarılması, kimi adayların centilmenlik anlaşmasını bilmesine rağmen başvurusunu kabul ettirmek için şansını denediği görülmektedir. Bu örneklerin uygulamada çeşitlenmesi de mümkündür. Bu gibi durumlarda, çalışan adayının aslında geçiş yapabilseydi hak kazanacağı maaş, prim ve yan haklardan ilgili centilmenlik anlaşması nedeniyle mahrum kaldığını ileri sürmesi söz konusu olabilir.
Zararın Tazmini
Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır.
Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.
Tazminatın kapsamı, fiilî zararla sınırlı olmayıp, kaçırılan fırsatlardan kaynaklanan kayıpları da içermektedir. 4054 sayılı Kanun m. 58 kapsamında zarar, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olunacak bedel ile fiilen ödenen bedel arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Bu madde iş gücü piyasaları bakımından yorumlandığında, zarar görenlerin ödediği bedelin yerini centilmenlik anlaşması nedeniyle mahrum kaldıkları imkânlar alabilir. Yine Kanun’un 58. maddesine göre, ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.
Türk borçlar hukuku doktrininde de yoksun kalınan kâr; malvarlığının artma imkanının kaybını ifade eder.[9] Bu doğrultuda zarar gören çalışan, öncelikle rekabet hukuku ihlali bulunmamış olsaydı olağan piyasa koşullarında daha yüksek bir ücret elde edeceğinin, daha avantajlı çalışma koşullarına sahip bir işe geçebileceğinin veya ücret artışından yararlanabileceğinin yüksek bir olasılık taşıdığını ortaya koymalıdır. Ardından, gerçekleşmeyen bu ekonomik menfaatin iş gücü piyasasındaki centilmenlik anlaşmasının bir sonucu olduğunu, diğer bir ifadeyle ihlal ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu somut olayın özellikleri çerçevesinde ispat etmelidir.
Ancak her somut olay bakımından bu koşulların ortaya konması kolay değildir. Kimi durumlarda, centilmenlik anlaşması nedeniyle adayın işe alım süreci hiç başlayamamaktadır. Bu gibi durumlarda, ihlal nedeniyle bir haktan mahrum kaldığını ortaya koyması nispeten daha düşüktür. Ancak, işe alım sürecinde somut ilerleme kaydetmiş ve centilmenlik anlaşması olmasaydı ilgili pozisyona geçmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ispat edebilen bir çalışan, bu ihlal nedeniyle daha avantajlı ücret ve çalışma koşullarından mahrum kaldığını ortaya koyduğu ölçüde tazminat talebini ileri sürmesinin önünde bir engel yoktur.
Delil Araçları ve İspat Yükü
Rekabet ihlalinin ispatında delil serbestisi vardır, Kanun’un 59. maddesi uyarınca, çalışan her türlü delile başvurabilir. Pratik delil araçları arasında, çalışanların dayanak gösterebilecekleri kanıtlardan biri iş gücü piyasasındaki centilmenlik anlaşmasını ortaya koyan Kurul kararıdır. Bunun yanı sıra, zam oranlarında birlikte karar verildiğini gösteren İK toplantı tutanakları ile ücret emsali karşılaştırmalarına dayanan ekonometrik, istatistiksel analizler de bilirkişi raporu desteğiyle delil değeri kazanmaktadır. Öte yandan, her somut olayda çalışanın zararı bireysel düzeyde somutlaştırması gerektiği belirtilmelidir. Zira her ne kadar Kurul kararının varlığı ihlali kolaylaştırsa da çalışan, hangi fırsattan ne ölçüde mahrum kaldığını kendi özelinde ortaya koymalıdır.
Ayrıca, TBK m. 50/2 uyarınca, zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi hâlinde hâkim olayların olağan akışını esas alarak takdirî bir değerlendirme yapabilmekte; bu da yoksun kalınan kâr taleplerinin ispat güçlüğünü kısmen gidermektedir.
Bununla birlikte, bireysel düzeyde mahrum kalınan kazancın sağlıklı bir şekilde hesaplanabilmesi dahi, öncelikle rekabetçi bir işgücü piyasasının varlığını gerektirir. Zira bir çalışanın rekabet ihlali gerçekleşmemiş olsaydı elde edebileceği ücret, yan haklar ve diğer çalışma koşulları, ancak rekabetçi piyasa koşullarında oluşan emsal ücret seviyeleri esas alınarak belirlenebilir. İşgücü piyasasının yapay biçimde monopson niteliği kazandığı, işverenlerin alım gücünün yoğunlaştığı ve ücret tekliflerinin rekabetçi süreçler sonucunda değil koordinasyon veya piyasa gücü yoluyla şekillendiği bir yapıda ise, referans alınabilecek gerçek bir piyasa değeri de ortadan kalkmaktadır. Böyle bir piyasada farklı insan kaynakları politikaları, ücretlendirme modelleri veya yan hak paketleri arasında rekabetten kaynaklanan çeşitlilik oluşmayacağından, zarar gören çalışanın hangi ekonomik konumda bulunacağının karşılaştırmalı olarak tespit edilmesi de önemli ölçüde güçleşmektedir.
Sonuç
İş gücü piyasalarındaki centilmenlik anlaşmaları, rekabet hukukunun gelişmekte olan ancak yaptırım uygulamasının hızla yoğunlaştığı bir ihlal alanı hâline gelmiştir. Kurul kararları, bu anlaşmaların yalnızca teşebbüsler arasındaki rekabeti değil, çalışanların ücret, kariyer ve iş değiştirme imkânlarını da doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır.
4054 sayılı Kanun'un 57. maddesinde yer alan “zarar görenler” ibaresi çalışanları da kapsadığından, centilmenlik anlaşmalarından doğan zararlar bakımından üç katına kadar tazminat talep edilmesinin önünde hukuki bir engelin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Öte yandan, tazminat davalarındaki temel güçlük, Kurul kararının ortaya koyduğu rekabet ihlalini, davacının bireysel zararıyla ilişkilendirebilmektir. Bu nedenle çalışanın, hangi ekonomik menfaatten ne ölçüde mahrum kaldığını somut veriler ile ortaya koyması gerekmektedir.
Sonuç olarak, iş gücü piyasalarındaki centilmenlik anlaşmalarından kaynaklanan bireysel tazminat talepleri, her ne kadar ispat bakımından önemli güçlükler barındırsa da mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde hukuken ileri sürülebilecek talepler niteliğindedir.
- İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz, s. 6.
- İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz, s. 6.
- İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz, s. 6.
- İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz, s. 7.
- Kurul’un 30.12.2021 tarihli ve 21-67/923-448 sayılı kararı.
- Kurul’un 24.02.2022 tarihli ve 22-10/152-62 sayılı kararı.
- Kesici, Buğra, Rekabet Hukukunun İhlalinden Kaynaklanan Haksız Fiil Sorumluluğu, s. 22.
- Kurul’un 24.02.2022 tarihli ve 22-10/152-62 sayılı kararı.
- Oğuzman, M.K./Öz, T., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2006, s. 343.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
11 Şubat 2026 tarihli “Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapıldı” başlıklı makalemizde de aktardığımız üzere Türk birleşme ve devralma kontrolü rejimi, Şubat 2026’da Rekabet Kurulu’nun İznine…
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu (“Kurul”), görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli gördüğü hâllerde teşebbüslerin işyerlerinde yerinde inceleme yapmaya yetkilidir. Bu kapsamda Kurul…
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kuruluna (Kurul) tanınan yerinde inceleme yetkisinin Anayasa’ya uygunluğu, bir kez daha Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) önüne taşındı. AYM, 17 Şubat 2026…
Birleşme ve devralma işlemleri, rekabet otoritelerinin yoğun şekilde denetlediği işlem türleri arasında yer alır. Kural olarak, rekabet otoriteleri yalnızca belirli ciro eşiklerini aşan ve kontrol değişikliği doğuran işlemleri birleşme kontrolüne tabi tutmakta; bu eşiklerin…
ABD Columbia Bölge Mahkemesi (“Mahkeme”), Federal Ticaret Komisyonu (“FTC”) ile Meta Platforms Inc. (“Meta”) arasındaki tekelleşme davasında (“Dava”) 18 Kasım 2025 kısa gerekçeli kararını (Memorandum Opinion) yayımladı. Davacı FTC, Meta’nın Instagram ve WhatsApp devralmaları yoluyla…
Son yıllarda rekabet hukukunun küresel çapta en gözde terimlerinin başında gelen çalışan ayartmama anlaşmaları, Rekabet Terimleri Sözlüğü’nde “bir teşebbüsün bir başka teşebbüsün çalışanlarına iş teklif etmemesine veya bu çalışanları işe almamasına ilişkin olarak doğrudan veya dolaylı şekilde yapılan...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), teşebbüslerden bilgi talep etme konusunda geniş yetkilere sahiptir. Bu yetkinin hukuki dayanağını 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 14. maddesi oluşturur. Anılan hüküm uyarınca Kurul, kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirirken gerekli...
Dünyadaki rekabet otoriteleri, son yıllarda işgücü piyasasındaki rekabet ihlallerine giderek daha fazla odaklanmakta; bu kapsamda yeni düzenlemeler ve rehberler yayımlamaktadır. Buna örnek olarak, ABD Adalet Bakanlığı ile Federal Ticaret Komisyonu’nun ortak rehberi, Japonya Adil Ticaret Komisyonu’nun...
Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (General Data Protection Regulation, “GDPR”) 8. bölümü, ilgili kişilerin GDPR kapsamındaki haklarının ihlal edilmesi durumunda başvurabilecekleri hukuki yolları düzenler. Bu kapsamda öncelikle her ilgili kişi; yerleşik oldukları, çalıştıkları veya ihlalin gerçekleştiği iddia edilen...
Birleşme ve devralma işlemleri, pazardaki rekabet yapısının şekillenmesinde kritik bir rol oynar. Bu tür işlemler, ürün ve hizmetlerin daha düşük fiyatlarla sunulabilmesi, yeni ürün ve teknolojilerin geliştirilmesi ve kalite artışı gibi olumlu sonuçlar doğurabilse de pazarın yoğunlaşmasına yol açarak etkin rekabetin...
Teknolojik gelişmeler ve beraberinde getirdiği teknolojik imkânlar, piyasa aktörlerinin rekabet edebilirliğine katkı sunmada şüphesiz önemli rol oynuyor. Bu anlamda teşebbüsler tarafından kamuya açık fiyatlarının takip edilmesi ve teşebbüsün kendi fiyatlandırmalarına optimize edilmesini sağlayan fiyatlandırma...
15 Şubat 2009 tarihli ve 27142 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (“Eski Ceza Yönetmeliği”) yürürlükten kaldırıldı. Rekabet Kurulu’nun...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), son yıllarda perakende sektöründeki teşebbüslerin faaliyetlerini dikkatle takip ediyor. Perakende sektöründeki yatay ihlaller, Kurul’un rekor idari para cezaları ile birlikte kamuoyunda oldukça ses getirdi. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi (“YSFB”) ile bölge ve müşteri kısıtlamaları gibi dikey...
Yakın dönem itibarıyla birçok otomobil üreticisi, karbon emisyonlarını azaltma hedeflerini duyurmuş, pek çok marka, üretim süreçlerinden araçların kullanım ömrüne kadar sıfır karbon hedefleri belirlemiştir. Elektrikli araçların, fosil yakıtlı otomobillere kıyasla üretim aşamasında çok daha fazla karbon ayak izi ortaya...
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu (“Kurul”), kendisine verilen görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüslerde yerinde inceleme gerçekleştirebilir. Yerinde inceleme esnasında Kurul, teşebbüslerin fiziki ve elektronik...
İşgücü piyasalarındaki teşebbüsler arası anlaşma ve bilgi değişimleri son dönemde Rekabet Kurumu (“Kurum”) tarafından açılan çeşitli önaraştırma ve soruşturmalarda incelenmekteydi. Bazı teşebbüslerin idari para cezalarına muhatap olduğu bu soruşturmalar sonrasında ise, konuya ilişkin bir Kılavuz...
Ekol Lojistik A.Ş.’nin (Ekol) kara yolu ile uluslararası taşımacılık faaliyetlerini kapsayan iş kolunun, DFDS A/S (DFDS) tarafından devralınması işlemine Rekabet Kurulu (Kurul) tarafından izin verilen karar, rekabet hukuku gündeminde son dönemde en çok dikkat çeken işlemlerden biri olarak öne çıkmıştır...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), teşebbüslerden bilgi talep etmek konusunda geniş yetkilere sahiptir. Kurul’un bilgi isteme yetkisinin dayanağı 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 14. maddesidir. İlgili hüküm uyarınca Kurul, 4054 sayılı Kanun’un kendisine verdiği görevleri yerine...
Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.’nin (Doğuş) yetkili satıcı ve bayilerine, satış ve satış sonrası hizmetlerde istihdam edilen personele uygulanmak üzere baz ücret tavsiye edilmesi uygulamasına muafiyet verilmesi için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulunulmuştu...
Instagram’a, 02.08.2024 tarihinden itibaren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından re’sen erişim engeli getirildi. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Yasası’nın 8. Maddesi uyarınca BTK’nın re’sen erişimin...
Bilindiği üzere, işveren teşebbüsler arasında çalışanlarına yönelik olarak yapılan ücret belirleme ve çalışan ayartmama anlaşmaları ile rekabete duyarlı bilgi paylaşımları, Rekabet Kurumu da ("Rekabet Kurumu") dâhil olmak üzere, tüm dünyada rekabet otoritelerinin incelemesi altındadır...
Otomotiv sektörü, dünyanın en büyük yatırımlarının yapıldığı sektörler arasında yer alır. Rekabet Kurulu’nun da (“Kurul”) yıllar içerisinde otomotiv sektörü ile yakından ilgilendiği, bu alanda çeşitli incelemeler ve çalışmalar yürüttüğü gözlenir...
Dijital platformların veri toplama ve işleme faaliyetleri kaynaklı rekabet endişelerine yönelik rekabet otoriteleri tarafından yürütülen incelemeler ve sonucunda uygulanan ağır yaptırımlar yoluna hız kesmeden devam ediyor...
Türkiye'deki startup ekosistemi son yıllarda önemli bir büyüme göstermektedir. 2023'ün son çeyreğinde 81 girişim, toplamda yaklaşık 60 milyon dolar yatırım aldı. 2022-2023 üçüncü çeyrek dönemleri karşılaştırıldığında ise yatırım sayıları benzer seviyelerde kalsa da yatırım miktarları düşüş gösterdi...
Topla-dağıt (hub and spoke) karteli, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“4054 sayılı Kanun”) kapsamında açıkça tanımlanmayan ve düzenlenmeyen bir ihlal türüdür. Topla-dağıt kartelinin unsurları bakımından yabancı rekabet otoritelerinin, özellikle Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), Sunny Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“Sunny”) hakkında verdiği kararla yeniden satış fiyatının tespitine yönelik kararlar dizisine bir yenisini daha ekledi. Kurul kararda Sunny’nin sağlayıcısı olduğu tüketici elektroniği ve küçük ev aletlerine yönelik yeniden satıcıların satış fiyatlarına müdahale...
Rekabet Kurumu’nun (“Kurum”) son dönemlerde hızlı tüketim malları, işgücü ve emek piyasası, ilaç ve çimento gibi son derece çeşitli sektörleri mercek altına aldığı görülmektedir. Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) Ekim ayında yayınlanan gerekçeli kararları incelendiğinde ise kozmetik sektöründe de yeniden satış...
Jules Verne, “Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır, ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz” der. Belki de değişim hepimizin hayatında değişmeyen tek kavram. İnsanlık iki büyük dünya savaşına ve sayısız kriz dönemine rağmen son yüzyılda büyük bir değişim ve dönüşüm içinde. Artık daha hızlı arabalar ve...
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (“FIFA”) 16 Aralık 2022 tarihinde gerçekleştirilen toplantısında, FIFA Konseyi tarafından FIFA Futbol Menajerliği Talimatı (“Talimat”) onaylanmıştır. Bu Talimat’ta futbol menajerlerinin hak kazandıkları ücrete üst sınır getirilmesi, lisans koşullarına sınav zorunluluğunun...
Yeniden satış fiyatının belirlenmesi ihlali, son zamanlarda revize edilen AB Dikey Grup Muafiyet Yönetmeliği (VBER) kapsamında hala açık ve ağır (hardcore) bir kısıtlama olarak kabul edilmekte olup, bu da söz konusu ihlal türünün diğer bazı dikey anlaşma türlerinin aksine TFEU (Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Anlaşma)...
Rekabet hukukunda, özellikle birleşme ve devralma işlemleri bakımından teşebbüs kavramının doğru şekilde belirlenmesi son derece önemlidir. Ekonomik bütünlük kavramı, teşebbüslerin hangi ekonomik birimleri kapsadığını ortaya koyma amacı taşır. Ekonomik bütünlük ve aile bağları arasındaki ilişki ise özellikle...
Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) yerinde incelemenin engellenmesi nedeniyle sıklıkla idari para cezası verdiği, yerinde incelemelere ilişkin hem Rekabet Kurumu’nun (“Kurum”) hem de teşebbüslerin hukuki ve teknik tedbirler aldığı bugünlerde çarpıcı bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi...
Bilişim teknolojilerinin günümüzde hızla gelişmesi ve internet kullanımının giderek artması sonucu ürün ve hizmetlerin tanıtımı ve tüketiciyle buluşmasında çevrimiçi reklamcılık önemli bir kaynak haline gelmiştir. Kullanıcı geçmişi, beğenileri gibi kullanıcıların internet üzerinde bıraktığı dijital ayak izleri aracılığıyla...
Seçici dağıtım sistemleri, sağlayıcıların anlaşma konusu malları veya hizmetleri sadece belirlenmiş kriterlere dayanarak seçtiği dağıtıcılara doğrudan veya dolaylı olarak satmayı taahhüt ettiği, bu dağıtıcıların da söz konusu malları veya hizmetleri yetkilendirilmemiş dağıtıcılara satmamayı...
Hiç şüphesiz COVID 19 pandemisinden beri Rekabet Kurumu’nun en yoğun çalıştığı sektörlerin başında hızlı tüketim malları geliyor. Bu dönemin en önemli gelişmelerinden biri perakendeciler hakkında başlayan soruşturmaların habercisi olan Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği (“HTM”) konusunda başlayan...
Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM” veya “Mahkeme”) 2020/67 E. 2022/139 K. sayılı 09.11.2022 tarihli kararında (“Karar”) ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (“7246 sayılı Kanun”) bazı maddelerinin iptal edilmesi talep edilmiştir. Bu maddeler, 4054 sayılı...
Türk rekabet hukukunda, belirli birleşme ve devralma işlemlerinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu’ndan (“Kurul”) izin alınması zorunludur. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 7. maddesi uyarınca Kurul, izne tabi birleşme ve devralma işlemlerini belirleme...
Rekabet Kurulu (Kurul) geçtiğimiz yıllarda banka ve finansal kuruluşlar hakkında yürüttüğü bir önaraştırma kapsamında, kendilerinden talep edilen bilgileri zamanında veya hiç sağlamadıkları gerekçesiyle bazı bankalar hakkında idari para cezası uygulanmasına karar vermişti. Kurul tarafından idari para cezasına...
Dünyaca ünlü bir ticaret şirketi olan Amazon, dünyanın en büyük çevrimiçi alışveriş platformunu işletir. Amazon, arka planda ticari kararları çoğunlukla ilgili pazar verilerinden beslenen otomatik sistemler tarafından yönlendirilen veri odaklı bir şirkettir. Bununla birlikte, Amazon’un bir platform olarak ikili bir rolü...
Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) yerinde inceleme yetkisi, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) ihlal edilip edilmediğinin ortaya çıkarılmasında kullanılan en önemli araçların başında gelir. Bu yetkinin etkin bir şekilde kullanılması, incelemelerden verimli sonuçlar elde edilebilmesi...
Harese, ilginç bir Arapça kelime. Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır. Deve dikeni büyük bir hırsla yer. Öyle ki yedikçe ağzı kanar, ama yemeyi bırakmaz. Dikenin tadına, kendi kanının tuzlu tadı karışır. Bu karışık tat onu adeta çılgına çevirir. Kanadıkça yer. Sonunda kan kaybından...
Türkiye’nin önde gelen televizyon içerik sağlayıcısı Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş. (“Digiturk”), sıklıkla Rekabet Kurumuna (“Kurum”) yapılan şikayetlere konu olur ve incelendiğinde Rekabet Kurulunun (“Kurul”) neredeyse her yıl Digiturk hakkında karar aldığı görülür. Söz konusu kararlara...
Fransız Rekabet Otoritesi (Autorité de la Concurrence), çevrimiçi reklamcılık sektörüne ilişkin olarak Criteo SA’nın (“Criteo”) şikayeti üzerine başlatılan rekabet hukuku incelemesi çerçevesinde, Fransa pazarındaki rekabetçi endişeleri ortadan kaldırmak amacıyla Meta Platforms Inc., Meta Platforms Ireland Ltd...
Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”) ile Rekabet Kurulu’na (“Kurul”) tanınan teşebbüse ait dijital ortamlarda inceleme yetkisinin kapsamı genişletilirken, günümüzde teşebbüs çalışanları tarafından dijital verilerin silinmesi gerekçesiyle teşebbüse...
Türk rekabet hukuku bakımından görece yeni bir ihlal türü olan hub and spoke karteli, bir pazarda yatay düzeydeki faaliyetleri ile tedarikçi veya perakendeci seviyesinde rakip olan iki bağımsız teşebbüsün, üretim veya dağıtım zincirinin farklı bir seviyesinde faaliyet gösteren bir başka teşebbüs aracılığıyla...
Uzlaşma mekanizması, Türk rekabet hukuku uygulamasına henüz yeni girmiştir. İlgili mekanizma 16.06.2020 tarihinde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da (“Kanun”) yapılan değişiklikle yürürlüğe konmuş olup, yalnızca iki yıldan az bir süredir uygulamadadır...
E-pazaryeri platformları, ekonomiden aldıkları pay ve büyüme hızlarındaki artış nedeniyle dünya üzerindeki birçok rekabet otoritesinin olduğu gibi Rekabet Kurumu’nun (“Kurum”) da merceği altındadır. Kurum’un e-pazaryeri platformları hakkındaki inceleme sürecinin ilk adımı...
4 Mart 2022 tarihli ve 31768 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (“Değişiklik Tebliği”) ile Rekabet Kurulu’ndan (“Kurul”) izin alınması gereken işlemlere ilişkin...
Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“BSH”) tarafından yetkili bayilerinin çevrimiçi pazaryerleri üzerinden satış yapmasının yasaklanması uygulamasına menfi tespit veya muafiyet tanınması talebini değerlendirdiği gerekçeli kararı yayınlandı...
Bir Mezopotamya efsanesi olan Şahmaran’ın Tarsus’ta geçtiği varsayılır. Efsaneye göre yılanların şahı, ölümsüz ve bilge “Şahmaran”dır. Şahmaran, yılanları ile birlikte mağarasında yaşayan güzel bir kadın olarak anlatılır. Yerin yedi kat altında yaşar, gövdesi yılan, başı...
COVID-19 salgını sürecinde, perakende gıda ve temizlik ürünleri ticareti ile iştigal eden zincir marketler ile üretici ve toptancı seviyesindeki tedarikçi teşebbüslerin fiyatlama davranışlarındaki rekabetçi endişeler nedeniyle Rekabet Kurumu...
Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) son dönemde yayınlanan kararlarına bakıldığında, yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılmasına ilişkin verilen kararların sayısında geçmişe kıyasla önemli bir artış olduğu gözlemlenir. Bu durum, Kurul kararlarına da yansıdığı üzere...
Avrupa Komisyonu, 2019 yılından bu yana Credit Suisse, UBS, Barclays, RBS ve HSBC’nin döviz spot ticaret (spot trading - Forex) piyasasındaki danışıklı davranışlarını soruşturuyordu. Komisyon, 02.12.2021 tarihli son basın açıklaması ile soruşturmanın sonuçlandığını duyurdu...
Son yıllarda rekabet hukuku alanındaki değişim tam anlamıyla baş döndürücü. Özellikle dijitalleşme rekabet hukuku kurallarının adeta yeniden yazılmasını gerektiriyor. Rekabet hukuku e-ticaret ve dijital platformlar konusundaki tüm arayışların merkezinde...
Rekabet Hukukunda İhtiyati Tedbir: Türk Rekabet Kurulu’nun Perakendeciler, WhatsApp ve Trendyol Kararları